50,0167$%0,05
56,3628€%0,67
67,5473£%0,65
6.504,07%3,18
4.044,70%3,15
%
15:38
3–9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında Türkiye Nefroloji Derneği, Türk Yoğun Bakım Derneği ve Organ Nakli Koordinatörleri Derneği öncülüğünde düzenlenen ortak basın toplantısında, Türkiye’nin organ naklindeki büyük başarılarına rağmen kadavradan bağış oranlarındaki yetersizliğe ve farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çekildi. Uzmanlar, canlı vericili nakillerde rekor kıran Türkiye’nin dünyaya örnek olduğunu ancak kadavradan nakil ve toplumsal farkındalık konusunda acil bir dönüşüme ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. DİYALİZ HASTASI SAYISI HER GEÇEN YIL ARTIYOR Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’nin canlı vericili böbrek naklinde dünyada birinci sırada olduğunu belirtti. Prof. Dr. Türkmen şunları kaydetti: “Türkiye’de 2025 yılı sonu itibarıyla böbrek yetmezliği nedeniyle böbrek replasman tedavisi gören hasta sayısı 95 bin 489’a ulaştı” dedi. Prof. Dr. Türkmen, Türkiye’de her yıl yaklaşık 14 bin yeni hastanın diyaliz sistemine eklendiğini belirterek, buna karşılık sadece 3 bin 500 böbrek nakli yapılabildiğini söyledi. Her sene diyaliz hastası sayısında artış yaşandığını kaydeden Prof. Dr. Türkmen, hastalıktan sorumlu “Her sene diyalize giren hastaların yüzde 10’u kaybediliyor” ifadelerini kullandı. Ekonomik anlamda da diyalize giren hastaların organ nakli yapılan hastalara göre yüzde 50 daha masraflı olduğunu vurgulayan Türkmen, “Nakil yapılırsa birinci yıldan sonra maliyetler dramatik şekilde azalıyor” diye konuştu. 33 BİN KİŞİ ORGAN BEKLİYOR Prof. Dr. Türkmen, Türkiye’de organ bekleyen toplam hasta sayısının yaklaşık 33 bin civarında olduğunu kaydederek, “Bunların 28 bini böbrek, 2 bin 500’ü karaciğer ve 1.500’ü kalp bekliyor” dedi. Türkmen, bu hastaları kurtarmak, organ bağışı farkındalığını artırmak için Türkiye’nin her bölgesinde organ bağışı bilinçlendirmesi yapmak gerektiğini kaydetti. DİJİTAL ORTAMDA BAĞIŞ SAYESİNDE ORGAN BAĞIŞÇILARI ÜÇ KAT ARTTI Sağlık Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu yeni sistemin bağış sürecine katkısına da değinen Türkmen, “Organ bağışında ilk adım, kişinin bu yöndeki kararını açıkça ortaya koymasıdır. e-Devlet ve e-Nabız üzerinden organ bağışçısı olma kararının kolaylıkla beyan edilebilmesi, bu açıdan önemli bir fırsat sağladı. Geçtiğimiz yılın temmuz ayında devreye giren yeni sistemle birlikte, bağış kararını beyan edenlerin sayısında üç katlık bir artış kaydedildi ve toplam bağışçı sayısı 300-400 binden 1 milyona yaklaştı” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Türkmen, “Bu tablo, doğru uygulamaların toplumsal katılımı artırabildiğini bizlere gösterdi. Ancak ikinci ve en kritik adım; bağış kararının yalnızca dijital sistemde kalmaması, mutlaka aile bireyleriyle de paylaşılması” dedi. 2026’NIN İLK 10 AYINDA 2 BİN 028 BEYİN ÖLÜMÜ VAKASI KAYDEDİLDİ Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül ise 2026 yılı ilk 10 ay istatistiklerine göre; Türkiye genelinde 2 bin 78 kişiye beyin ölümü tanısı konulduğunu kaydederek, bu vakaların 375’inde organ bağışı gerçekleştirildiğini söyledi. Prof. Dr. Gül’e göre, bu; söz konusu dönemde beyin ölümü tanısı konulan kişilerin yaklaşık yüzde 18’inde bağış yapıldığı anlamına geliyor. Gül, sözlerine şöyle devam etti: “Bağışın gerçekleşmediği bin 703 kişinin tamamı bağışçı olabilseydi ve her bir bağışçıdan en fazla sekiz kişiye nakil yapılabildiği kabul edilirse, ilave 13 bin 624 kişiye ulaşabilecek teorik bir potansiyel ortaya çıkıyor. Elbette her potansiyel bağışçı tıbben organ bağışına uygun olmayabilir. Burada vurgulamak istediğimiz, bağış sürecinin her aşamasında daha fazla hayatın kurtulmasının mümkün olduğuna dikkat çekebilmek. Beyin ölümü hakkındaki doğru bilgilerle bilinçlenmek, organ bağışı konusundaki kaygıları gidermek ve ailelerle açıkça konuşmak, yarınlara umut olmanın anahtarıdır.” ORGAN BAĞIŞINDA NEDEN TEREDDÜT YAŞANIYOR? Her beyin ölümü vakası potansiyel olarak birden fazla organ bağışına zemin hazırlayabiliyor. Ancak Prof. Dr. Gül, beyin ölümünün yeterince bilinmediği için ailelerin organ bağışı konusunda tereddüt yaşadıklarını söyledi. Prof. Dr. Gül, beyin ölümü gerçekleşen bireylerde spontan solunumun tamamen durduğunu ve sürecin yalnızca yoğun bakım cihazlarının desteğiyle yürütüldüğünü kaydetti. “YA UYANIRSA”KAYGISI ORGAN BAĞIŞININ ÖNÜNDE BÜYÜK BİR ENGEL Prof. Dr. Gül, toplumdaki bilgi kirliliğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizdeki bağışçı sayısındaki artışı ve vatandaşlarımızın bu konudaki duyarlılığını çok önemsiyorum. Bu noktada kadavradan bağışları artırmak için öncelikle zihinlerimizdeki soru işaretlerini gidermeliyiz. Beyin ölümü konusunda vatandaşlarımızın zihni net değil, yakınlarıyla ilgili ‘ya uyanırsa’ kaygısı taşıyorlar. Altını çizmek istiyorum ki beyin ölümü ile bitkisel hayat aynı şey değildir. Beyin ölümü gerçekleştiğinde kişi tıbben ve hukuken hayatını kaybetmiştir ve bu tanı, nakil ekibinden bağımsız ve alanında uzman hekimlerce, bilimsel ölçütlere göre konulmaktadır. Bu gerçeğin toplum tarafından doğru anlaşılması, organ bağışı konusunda bilinçli kararların alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor.” Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, uluslararası verilere dayanan hedefleri aktardı: “İspanya başta olmak üzere, kadavradan organ bağışında başarılı uygulamalar geliştiren ülkelerin deneyimleri bize önemli bir yol gösteriyor. Ancak asıl hedefimiz, Türkiye’nin kendi potansiyelini en üst düzeyde kullanarak daha fazla insanın yaşama tutunmasını sağlamak olmalı. Bunun için Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi’nin şeffaf ve adaletli yapısı, sağlık kuruluşlarımızın gücü, organ nakli koordinatörlerimizin deneyimi ve çabası ile toplumumuzun dayanışma kültürünü ortak bir hedef etrafında buluşturmalıyız. Canlı vericili nakillerde dünya sıralamasında yakaladığımız başarıyı, ölüm sonrası bağışları artırarak daha çok insanımıza yaşam şansı sunacak şekilde sürdürebileceğimize inanıyoruz.” “ÖLÜM SONRASI BAĞIŞLARI ARTIRMALIYIZ” Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal ise Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı ve yetişmiş uzman kadrosuyla kadavradan nakil oranlarını artırma potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Bilal, uluslararası verilere dayanan hedefleri aktardı: “İspanya başta olmak üzere, kadavradan organ bağışında başarılı uygulamalar geliştiren ülkelerin deneyimleri bize önemli bir yol gösteriyor. Ancak asıl hedefimiz Türkiye’nin kendi potansiyelini en üst düzeyde kullanarak daha fazla insanın yaşama tutunmasını sağlamak olmalı. Bunun için Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi’nin şeffaf ve adaletli yapısı, sağlık kuruluşlarımızın gücü, organ nakli koordinatörlerimizin deneyimi ve çabası ile toplumumuzun dayanışma kültürünü ortak bir hedef etrafında buluşturmalıyız. Canlı vericili nakillerde dünya sıralamasında yakaladığımız başarıyı, ölüm sonrası bağışları artırarak daha çok insanımıza yaşam şansı sunacak şekilde sürdürebileceğimize inanıyoruz.” KADAVRA DONÖR ORANIMIZ 5,48 Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Uluslararası Organ Bağışı ve Nakli Kayıt Sistemi’nin mevcut verilerine göre, bir milyonda kişi başına düşen kadavra donör oranının İspanya’da 51,9, İtalya’da 30,9, Birleşik Krallık’ta 20,7, İran’da 12,7 ve Almanya’da 11,7 olarak bildirildiğini, Türkiye’de ise bu oranın 5,48 düzeyinde kaldığını söyledi. Bilal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı ve deneyimli organ nakli koordinatörleriyle mevcut potansiyelini daha etkin kullanması, organ bekleyen hastalar için daha fazla yaşam umudu anlamına geliyor. Organ bağışı sadece bireysel bir karar değil; yoğun bakım ekiplerinden organ nakli koordinatörlerine, toplum farkındalığından aile içi iletişime uzanan multidisipliner bir süreçtir. Canlı nakillerdeki deneyimimiz sağlık profesyonellerimizin başarısını ortaya koyuyor. Hayattayken sevdiklerimize canımızı veriyoruz. Peki, vedamızdan sonra başka birinin sevdiğine can olmaya var mıyız? Tek bir bağış, tam 8 cana umut olabilir. Tüm vatandaşlarımızı 3–9 Kasım Organ Bağışı Haftası vesilesiyle e-Devlet / e-Nabız üzerinden organ bağışçısı olmaya ve bu kararlarını sevdikleriyle paylaşmaya davet ediyoruz.”

Prof. Dr. Günal, grip ve soğuk algınlığı arasındaki farkları anlattı
1
Bilim İnsanları, Gerçek Et Gibi Kendini İyileştirebilen Yapay Et Dokusu Üretti
932 kez okundu
2
Apple’dan Tartışılacak Karar: 2021 iPhone’larda Bağlantı Noktası Olmayacak
832 kez okundu
3
Ünlü Rapçi Snoop Dogg, Oyuncu ve Spiker Olarak Bir Oyuna Resmen Eklendi
684 kez okundu
4
Mad Max: Fury Road’un Devam Filmiyle İlgili Heyecanlandıran Açıklama
671 kez okundu
5
Porsche, Elektrikli SUV Modelleri İçin Dört Motorlu Bir Aktarma Organı Üzerinde Çalışıyor
640 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.