DOLAR

49,6004$%0,08

EURO

55,6829€%-0,08

STERLİN

66,3764£%0,04

GRAM ALTIN

6.569,88%-0,05

ONS

4.117,93%-0,17

BİST100

%

Güneş Vakti a 12:54
İstanbul AÇIK 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Balıkesir Gündem
  • Gündem
  • Sel vuran gökdelen ve stadyumlarda hayati eşik! Sakarya’yı da kurtaracak: Çözüm viyadük şehir mi?

Sel vuran gökdelen ve stadyumlarda hayati eşik! Sakarya’yı da kurtaracak: Çözüm viyadük şehir mi?

İstanbul ve Sakarya’yı vuran sel felaketinin ardından pek çok yapı ve bölgede benzer sorular soruldu. Bazısı sele kapılıp yıkılan evler, binlerce kişilik coşkulu kalabalığı ağırlayan stadyumlar ve bulutlara uzanan gökdelenler selden nasıl etkilenmişti? Yıkım kararı verilen yapılardan sonra bu 2 şehri kurtaracak proje neydi?

ad826x90
ad826x90
ad826x90

İstanbul ve Sakarya’yı vuran sel felaketinin ardından pek çok yapı ve bölgede benzer sorular soruldu. Bazısı sele kapılıp yıkılan evler, binlerce kişilik coşkulu kalabalığı ağırlayan stadyumlar ve bulutlara uzanan gökdelenler selden nasıl etkilenmişti? Yıkım kararı verilen yapılardan sonra bu 2 şehri kurtaracak proje neydi?Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’da yaşanan sel felaketleri pek çok şeyi baştan düşündürdü. Yanlış yere mi yaşam kurulmuştu yoksa doğa haşmetini yanlış yerde mi göstermişti? Dünyanın en büyük şehirlerinde doğrudan suyun üzerine kurulmuş gökdelenler, stadyumlar ve otoyollar varken suyun yakınına bir yaşam alanı kurmakta nasıl bir sorun olabilirdi ki? Su aslında yaşamın ta kendisiydi. İstanbul’da selden en çok etkilenen noktalardan birinde kurulu gökdelenlerin yerinde 40 yıl öncesine kadar mandalar yaşıyor ve orası sulak tarım alanlarında yaşayan insanların gelir kapısı oluyordu. Hemen yakınlarda akan dere bazen gürül gürül bir nehre dönüşüyor, su ihtiyacını gideriyordu. Toprak, akıntıyla gelen alüvyonla zenginleşiyor ve yaşam, su sayesinde sürüyordu. Ancak böylesine doğaya ait olan bölgede dere türlü tekniklerle, o gün için kusursuz şekilde kurutulmuş ve inşaat çalışmaları hızlanmıştı. Bir yandan gökdelenler yükseliyor diğer yanda dev yollar, alışveriş ve spor merkezleri inşa ediliyordu. İstanbul’daki bu durumun tıpatıp aynı Sakarya’da da yaşanıyordu. Sapanca’daki doğal güzelliklerin hemen üzerine, kıyısına ‘doğayla iç içe bahçeli evler inşa ediliyordu. Bunlar gökdelen değildi. Tek katlı ya da 2 katlı evlerdi… Yani ilk bakışta doğal afetler konusunda güven veriyordu. Oysa afet, temelin atıldığı ilk gün çoktan başlamıştı. Takvimler 2026’ya geldiğinde ise bu şehirleri kurtarmanın tek yolu vardı! Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Sönmez, şehirleri selden kurtaracak projeyi Milliyet.com.tr’ye anlattı.SU MU TOPRAK KAYMASI MI? ‘DİKEY YÜKLERİN YANINDA YATAY YÜKLER HESAPLANMALI’İstanbul’da selin en çok vurduğu bölgede yüksek katlı yapılar, gökdelenler, alışveriş merkezleri ve spor kompleksleri vardı. Öyle ki, yıkım kararı verilen yapılardan biri de Ayazağa Atatürk Stadı’ydı. Galatasaraylıların beklediği iyi haberleri ise Çevre Şehircililk ve İklim Değişikliği Bakanlığı açıkladı. Stadın altından kayan dev toprak kütlesinin yarattığı endişe ve çatlak iddialarına: “Kamuoyunda endişeye neden olan iddiaların yapılan teknik incelemeler sonucunda gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiştir” yanıtı verildi. Bu yapıların inşasında dikkat edilmesi gereken detayları ve teknik hesapları Doç. Dr. Osman Sönmez şöyle açıkladı: “Taşkın sonrası bir yapının dışarıdan sağlam görünmesi, temel sisteminin de sağlam olduğu anlamına gelmez. Özellikle şevli (eğimli) arazilerde veya dolgu alanlarında yoğun su girişi, zeminin kayma dayanımını azaltabilir. Yağış ve su seviyesinin yükselmesiyle boşluk suyu basıncı arttığında efektif gerilme azalır ve zeminin kayma direnci düşebilir. Bu durum özellikle şev üstündeki yüksek binalarda, dolgu alanlarında, dere kenarlarındaki yapılarda, istinat duvarlarının arkasında, büyük kazı yapılmış parsellerde önemlidir. Stadyumlarda ise geniş oturma alanları, dolgular, istinat yapıları ve eğimli topoğrafya nedeniyle problem yalnızca taşıyıcı sistem değildir. Zemin oturması, şev kayması, drenajın bozulması ve istinat yapılarındaki deformasyonlar incelenmelidir. Gökdelenlerde ise derin temel sistemi ve zemin davranışı daha kritik hale gelir. Kazıklı temeller kullanılmışsa kazıkların yalnızca düşey taşıma kapasitesi değil, yatay yükler, yanal zemin hareketleri ve olası şev hareketleri açısından da değerlendirilmesi gerekir. Taşkın sonrası yapılması gereken, gözle bakarak ‘temel sağlam’ demek değil, gerekli görülürse jeoteknik inceleme, zemin araştırması, oturma/deformasyon ölçümleri ve taşıyıcı sistem değerlendirmesini yapmaktır.”Neft Daşları/AzerbaycanŞEHİRLERİ YÜKSELTMEK ÇÖZÜM MÜ? DEV AYAKLARLA SUYUN ÜZERİNDE KURMUŞLARAzerbaycan’da bulunan ‘Neft Daşları’ isimli bölgede bütünüyle suyun üzerine kurulmuş, Hazar Denizi üzerinde yükselen dev ayaklar üzerinde yaşam alanı oluşturulmuştu. Suyun yüksekliği dalga boyu veya yaşam alanını etkileyecek her detay araştırılmış ve ‘beklenen sorunlara’ karşı önlem alınmıştı. Ancak her şey ‘beklenen, yaşanması olası’ felaketlere karşı hazırlık yapılarak inşa edilmişti. Aşırı yağmurun vurduğu Ayazağa’da olduğu gibi bir sel Hazar Denizi ortasında beklenmezdi. O gün sel olmasını, orada yaşayan da yoldan geçen de, olayları takip eden de bilmiyordu. Bu sadece ‘eski bir dere yatağına kurulu bölgede yoğun su birikmesi’ gibi görünmüştü. Tabii sadece ilk bakışta yapılacak yorum buydu. Yaşanan felaketin temelinde eski olmayan her an yeniden akacak suyun yolunu bulması, o yolda sonradan gelen insanlarla karşılaşmasıydı. Peki yeryüzünün, İstanbul ve Sakarya’nın pek çok noktası böyle derelerle kaplıysa, insanlar nasıl yaşam merkezleri inşa edecekti? Bir viyadüğün ayakları üzerinde yükseliyormuş gibi toprak zeminden yüksekte yapılar inşa edilmesi uçuk bir hayal miydi? Doç. Dr. Osman Sönmez bu fikri şöyle değerlendiriyor:“Bu fikir teknik açıdan kesinlikle uçuk değildir. Hatta dünyada bunun farklı uygulamaları bulunuyor. Ancak burada ‘şehri yükseltmek’ yerine şehrin suyla ilişkisini yeniden tasarlamak daha doğru bir yaklaşımdır. Bir taşkın alanında 3 temel yöntem düşünülebilir: Suyu yerleşim alanından uzaklaştırmak, suyun kontrollü olarak taşabileceği alanlar oluşturmak, kaçınılmaz olarak suyla karşılaşacak yapıları suya dayanıklı veya yükseltilmiş tasarlamak. Özellikle taşkın riski yüksek bölgelerde yapıların giriş kotlarının yükseltilmesi, kritik elektrik ve mekanik ekipmanların üst katlara alınması, bodrum katların korunması ve açık alanların taşkın sırasında suyun geçişini engellemeyecek şekilde düzenlenmesi mümkündür. Suyu yalnızca daha yüksek duvarlarla sıkıştırmaya çalışmak her zaman doğru değildir. Dünyada uzun yıllar boyunca temel yaklaşım daha yüksek ve daha güçlü setler yapmak iken, şu an; nehirlere taşkın sırasında yayılabileceği daha fazla alan bırakmak ve taşkın ovaları yani yeşil koridorları yeniden oluşturmak yönüne evriliyor. Dolayısıyla Sakarya’da da bazı bölgelerde ‘dereyi beton kanala sıkıştırmak’ yerine dereye ve taşkın suyuna alan bırakmak daha sürdürülebilir olabilir.”Görsel temsilidir, yapay zeka ile oluşturulmuştur.Peki sorun sadece yerleşilen konumla mı ilgili? Yapıların inşasında kullanılan teknikler ve yerleşim planları, elektrikten su sistemleri ve doğalgaza uzanan kritik bir hayati ağ da sel gibi afetlerde önemli birer faktör. Ancak yeni yapılmış olan ya da mevcut binalarda bu sistemler olması gerektiği gibi yapılmamış olabilir. Bunun nedeni iste yapılan araştırma ve raporların uygulama yönetmeliğine yansımaması ve şehirlerin baştan yanlış kurulması olabilir. “Mevcut imar düzenlemelerinde de taşkın ve heyelan gibi tehlikeli alanlarda yapılaşmaya ilişkin önemli kısıtlamalar bulunuyor. Yeni yapılacak binalar açısından en önemli konu, taşkın tehlikesinin parsel ve yapı ölçeğine kadar indirilmesidir. Bir bölgede 500 yıllık taşkın debisi hesaplanmışsa bunun sadece bir raporda bulunması yeterli değildir. Bu taşkının nerelere ulaşacağı, su derinliğinin ne kadar olacağı, akış hızının ne olacağı, hangi yolların kapanacağı, hangi binaların etkileneceği, hangi altyapı tesislerinin devre dışı kalacağı belirlenmelidir. Bu bilgiler imar ve yapılaşma kararlarına aktarılmalıdır. 50, 100 ve 500 yıllık taşkın senaryolarının hidrolojik ve hidrolik modellerle belirlenmesi ve taşkın tehlike haritalarının doğrudan imar planlarına işlenmesi gerekir. Daha önce yapılmış bir binayı sadece ‘eski yönetmeliğe göre yapılmış’ veya ‘yeni mevzuata göre yapılmamış’ şeklinde değerlendirmek doğru olmaz. Binanın bulunduğu alanın güncel taşkın tehlikesi belirlenmelidir. Dere yatağının daraltılması, yeni yollar, dolgular, köprü ve menfezler veya çevredeki betonlaşma da binanın maruz kaldığı riski değiştirebilir. Mevcut binalarda; taşkın tehlike alanındaki konumu, taşkın su seviyesine göre bina kotu, bodrum katların durumu, temel çevresinde oyulma veya zemin kaybı olup olmadığı, zemin ve temel sisteminin suya maruz kalma durumu, taşıyıcı sistemde su veya zemin hareketlerinden kaynaklanan deformasyonlar, elektrik, doğalgaz, jeneratör ve diğer kritik tesisatların konumu birlikte incelenmeli. Taşkın sonrası hasar değerlendirmesi ‘bina yıkıldı mı, yıkılmadı mı’ şeklinde yapılmamalı. Bir bina ayakta kalabilir ancak temel çevresindeki zemin oyulmuş, dolgu zeminde oturma meydana gelmiş, bodrum perdelerinde su basıncı oluşmuş veya elektrik ve mekanik sistemleri kullanılamaz hale gelmiş olabilir.” – Doç. Dr. Osman SönmezİSTANBUL VE SAKARYA İÇİN KURTULUŞ HOLLANDA’DA MI? ‘HAVZA-KENT SİSTEMİ’ Derelerin taşması ve taşan suyun dere çevresindeki yerleşim alanlarını basması doğanın insan sevmemesinden kaynaklanmıyor. Doğanın kendisin ait olan alanı kullanma ihtiyacı 100 yılda da 500 yılda da değişmiyor. Burada da dereyi insanlar için taşkın tehlikesinden çıkarmak konusunda çözüm ‘betonda’ değil. Doç. Dr. Osman Sönmez bunun için “Burada klasik ‘dereyi betonla kaplayalım ve suyunu hızla uzaklaştıralım’ yaklaşımından daha kapsamlı bir sistem gerekiyor. Öncelikle dere boyunca hidrolojik ve hidrolik modelleme yapılmalı. Taşkın debisi, su seviyesi, akış hızı ve taşkın yayılım alanı belirlenmeli. Dere kesitindeki dar boğazlar belirlenmeli, yetersiz köprü ve menfezler revize edilmeli, rüsubat ve odun/atık birikimi için kritik noktalarda kontrol yapıları oluşturulmalı, taşkın yatağı korunmalı, gerekli yerlerde dere kesiti genişletilmeli, şev stabilitesi sağlanmalı, erozyona karşı uygun kaplamalar kullanılmalı, taşkın suyunun geçici olarak depolanabileceği alanlar oluşturulmalı, kent içinde yağmur suyu kaynağında tutulmalı, dere çevresinde yeşil koridorlar oluşturulmalıdır” diyor.Doç. Dr. Osman Sönmez’in bu ‘yapılması gerekenler listesi’ aslında imkansız ya da geç kalınmış değildi. Ülkemiz kentsel dönüşüm projeleriyle neredeyse baştan aşağı yenilenirken eski veya yetersiz altyapı sistemleri yeniden projelendirilebilirdi. Peki ama baştan yapılması gereken tam olarak neydi? Doç. Dr. Osman Sönmez’e göre çözüm ‘Hollanda’da: “Dünyadaki en önemli örneklerden biri Hollanda’nın “Room for the River” yaklaşımıdır. Burada temel fikir, nehre karşı sürekli daha yüksek setler inşa etmek yerine, belirli alanlarda nehre daha fazla taşkın alanı bırakmaktır. Hollanda hükümeti bugün de taşkın ovalarının derinleştirilmesi ve yan kanallar açılması gibi yöntemlerle nehirlere alan kazandırmaktadır. Bu yaklaşım Sakarya için de çok önemli. Dere yataklarının sıfırına inşa edilmiş ve taşkında zarar gören yapılara bakınca nehir ve dere yatakları çok önemli bir mesaj veriyor. Taşkın suyuyla mücadelede bazen suyu engellemek yerine, suya güvenli bir alan vermek gerekir.” Peki Sakarya için çözüm nerede? Doç. Dr. Osman Sönmez bunu da açıklayarak sözlerini şöyle noktaladı: “Ben Sakarya için önceliği ‘havza-kent’ bütününe verirdim. İlk olarak taşkın tehlike ve risk haritalarını, imar kararlarının temel girdisi haline getirmek. Sakarya çok büyük bir havzanın aşağı kesiminde yer alıyor. Yukarı havzalarda oluşan hızlı yüzey akışı kısa sürede aşağı kesimlere ulaşıyor. Bu nedenle yalnızca şehir merkezindeki dereye bakarak çözüm üretilemez. Taşkın alanlarında yeni yapılaşmayı sınırlandırmak gerekir. Mevcut yapı stokunu risk açısından taramak. ardından köprü, menfez ve drenaj sistemlerini yeniden değerlendirmek gerekir. Yağmur suyunu mümkün olduğunca kaynağında tutmak ve zemine sızmasını engelleyen unsurları dönüştürmek önemlidir. Gerçek zamanlı taşkın erken uyarı sistemi kurmak, meteorolojik veriler, akım gözlemleri, radar yağışları ve hidrolik modeller birlikte kullanılarak riskli mahalleler önceden belirlenebilir. Vatandaşlara ve ilgili kurumlara otomatik uyarı gönderilebilir. Sakarya’da taşkını tamamen ortadan kaldırmak mümkün olamasa da taşkın oluşmadan önce nerede, ne zaman ve ne büyüklükte risk oluşturacağını bilmek buna göre hareket etmeyi sağlar. Bu yaklaşım daha önce hazırlanan çalışmada da ‘reaktif müdahaleden proaktif taşkın yönetimine geçiş’ şeklinde ifade edilmişti. Özellikle Sakarya için ‘dereyi büyütelim, daha büyük kanal yapalım’ yaklaşımı tek başına yeterli olmaz. Çünkü yukarı havzada yağışın oluşturduğu akış değişiyorsa, şehirde geçirimsiz yüzeyler artıyorsa, dere yatağı daraltılıyorsa ve köprü-menfezler darboğaz oluşturuyorsa sadece bir noktaya müdahale ederek sorun çözülmez. Bir taşkın felaketini önlemenin en ucuz ve en etkili yolu, suyun nereden geçeceğini yapı yapılmadan önce bilmektir.

ad826x90

ad826x90

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Selde dokuz can kaybı

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.