DOLAR

48,8315$%0,10

EURO

55,7209%-0,29

STERLİN

64,8224£%-0,42

GRAM ALTIN

6.731,31%-1,52

ONS

4.284,15%-1,68

BİST100

%

Akşam Vakti a 19:08
İstanbul HAFİF YAĞMUR 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Balıkesir Gündem
  • Gündem
  • Son dakika… Adalet Bakanı Gürlek’ten fon soruşturması mesajı: Mağdurların haklarını koruyacağız

Son dakika… Adalet Bakanı Gürlek’ten fon soruşturması mesajı: Mağdurların haklarını koruyacağız

Adalet Bakanı Akın Gürlek, New York’ta yaptığı açıklamalarda yargı gündemine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Fon soruşturmasına değinen Gürlek, vatandaşların mağdur edilmesine izin vermeyeceklerini ve mağdurların haklarının korunacağını söyledi. Gürlek ayrıca hakim ve savcılar için getirilen hedef süre sisteminin ayrıntılarını anlattı ve yargılamaların hem hızlı hem de isabetli sonuçlanması gerektiğini vurguladı.

ad826x90
ad826x90
ad826x90

Adalet Bakanı Akın Gürlek, New York’ta yaptığı açıklamalarda yargı gündemine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Fon soruşturmasına değinen Gürlek, vatandaşların mağdur edilmesine izin vermeyeceklerini ve mağdurların haklarının korunacağını söyledi. Gürlek ayrıca hakim ve savcılar için getirilen hedef süre sisteminin ayrıntılarını anlattı ve yargılamaların hem hızlı hem de isabetli sonuçlanması gerektiğini vurguladı.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin HABER MERKEZİ- Adalet Bakanı Akın Gürlek, Birleşmiş Milletler zirvesi için gittiği New York’ta CNN TÜRK ABD Temsilcisi Yunus Paksoy’un sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birlemiş Milletler kürsüsünden dünyaya verdiği tarihi mesajları değerlendirdi. “Mazlumların yanında olduğunu haykırdı.” dedi. Bakan Gürlek, fon soruşturmasına dair de önemli açıklamalar yaptı. Mağdurların haklarını koruyacaklarını söyledi.Yunus Paksoy: 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Haftası için New York’tayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitapları oldu ve biz de şu an burada beraberinde heyette gelen Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’le birlikte Türkevi’ndeyiz. Hem Cumhurbaşkanımızın buradaki hitaplarını, buradaki girişimlerini hem de Türkiye’yi ilgilendiren birçok konuyu Sayın Bakanımızla değerlendireceğiz.”MAZLUMLARIN YANINDA OLDUĞUNU HAYKIRDI”Adalet Bakanı Akın Gürlek: Türkevi’nde sizi ağırladığımız için memnuniyet duyuyoruz. Burası biliyorsunuz bizim aynı zamanda da adli müşavirlik odamız. Cumhurbaşkanımız da Birleşmiş Milletler’de çok güzel bir konuşma yaptı. Özellikle Sezai Karakoç’un anlamlı şiiriyle bitirdi. Mazlumların yalnız olmadığını, sessiz olmadığını vurguladı. Gerçekten çok duygusaldı. Siz de izlemişsinizdir, takip etmişsinizdir. Bütün heyet alkışladı. Gerçekten Cumhurbaşkanımız her ortamda haykırdığı gibi mazlumların yanında olduğunu bir kez daha haykırdı.Yunus Paksoy: Siz bu sene Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında buradasınız. Bu “Daha adil bir dünya mümkün” sloganıyla değerlendirdiğimizde nasıl görüyorsunuz Cumhurbaşkanımızın buradaki girişimlerini?”BM’DEKİ ADALETSİZLİĞİ ANLATTI, DÜNYA 5’TEN BÜYÜK DEDİ”Adalet Bakanı Akın Gürlek: Dünyada tabii şu an adalet güçlü olandan yanaymış gibi gözüküyor ama adalet bir uluslararası terim. Burada hukuk işlemesi lazım. Maalesef biliyorsunuz bazı güç kimdeyse şu an adalet ondaymış gibi gözüküyor. Aslında Cumhurbaşkanımız konuşmasında buna vurgu yaptı. Buradaki insanların mazlumların hakkının da olduğunu, hukukunun da olduğunu, bunların korunması gerektiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in kendi iç yapısındaki aslında adaletsizliği de anlatıyor. “Dünya beşten büyüktür” diyor. Burada da aslında büyük bir yapı var ama beş kişinin karar verici olduğunu söyledi. Bence önemli mesajlardı.Yunus Paksoy: Yargıda hedef süreler… Siz geçtiğimiz gün New York’ta bunun altını da çizdiniz. Siz diyorsunuz ki hakimlere “En kısa sürede bunları bitirmeniz lazım”. Göreve geldiğinizden bu yana da Türkiye’de en çok üstünde durduğunuz meselelerden biri o süreleri azaltmak. Yargının hızlandırılması için yaptığınız çalışmalar var, fikirleriniz var bunu biliyoruz.. Bize biraz bunu açabilir misiniz? Nasıl indirilecek bu süreler?”HAKİMLERE DAVALARDA HEDEF SÜRE KOYDUK”Adalet Bakanı Akın Gürlek: Ben uygulamadan geldim. Yani hakimlik, savcılık ve başsavcılık yaptım. Uygulamadan geldiğim için sorunları daha iyi biliyorum. Yargılamaların sürelerinin uzamasından dolayı vatandaşlarımızın bir memnuniyetsizliği var. Biz gelir gelmez bu alana yöneldik. Biliyorsunuz geçen hafta hakim-savcıların atanma yönetmeliğini komple değiştirdik. Yani artık hakim ve savcıların atanmaları tamamen yargının etkinliği ve verimliliğine göre yapılacak. Yargının etkinliği ve verimliliği ne demek? Hakimlere hedef süre koyduk. Yani dava açılırken bir davanın ne kadar sürede bitirileceği belli. İşte kira tespit davası, alacak davası, işe iade davası… Vatandaşımız, avukatlar bu davayı açtıkları zaman ne kadar sürede karara bağlanacağını biliyorlar. Tabii burada hakim de bu hedef süreye riayet etmek zorunda.”HEDEF SÜREYE UYULMASINDA HASSASIZ”Şimdi hızlı karar vermek, adaletli karar vermek anlamına gelmiyor. Yani hakim tamam hızlıca karar verdi ama bu bitmiyor. Bu kararın biliyorsunuz istinaf süreci var, Yargıtay süreci var. Hakimin hem hızlı karar vermesi lazım, hedef süre içerisinde karar vermesi lazım hem de isabetle karar vermesi lazım. Yani vermiş olduğu kararların üst mahkemelerde onanması lazım. Burada buna göre bir puan sistemi getirdik. Hakimimiz hedef süreyi tutturdu mu? Hakimimizin verdiği karar isabetli mi? Yani Yargıtay’dan onandı mı? Buna göre hakimimize bir puan sistemi verilecek. Hakimimizin ataması bu puana göre yapılacak. Yani doğu-batı ayrımı kalktı. Hakimimiz ya da savcımız unvanlı görev istediği zaman, başsavcılık, ağır ceza mahkemesi başkanlığı istediği zaman puana göre yapılacak. Biz tamamen bu sisteme geçtik. Özellikle hedef süreye riayet konusunda çok hassasız. Artık hedef süreye riayet etmeyen meslektaşlarımıza disiplin sürecini başlatıyoruz.İnsanız. Hepimizin mazereti olabilir. Hakimin şahsından kaynaklanmayan işler olabilir. Bu konuda biliyorsunuz, Adalet 135 hattını faaliyete geçirdik. İnşallah ekim ayında tüm Türkiye’de faaliyete geçecek. Buradan da vatandaşlarımız geciken dosyalarla ilgili başvuruda bulunabilirler. Adalet 135 büroları kuracağız. Kurduk zaten. Şu an adliyelerde irtibat büroları var. Vatandaşlarımız başvurduğu zaman sistem kendi kendine işlemeye başlayacak. Nasıl işleyecek? Bu dosyayla ilgili bilgileri yapay zekâyı da elbette kullanarak erişecek. Yani bu dosya, eğer hedef süre içerisinde bitirilmemişse hemen komisyon başkanımız ilgili mahkeme hâkimiyle görüşerek, “Bu dosya hedef sürede bitirilmemiş. Neden bitirilmedi?” diye rapor edecek. Yani burada personel eksikliği olabilir, kâtip eksikliği olabilir ya da o mahkemeye fazla dosya gitmiş olabilir. Bunlar insani sebeplerdir. Ama bunların dışında hâkimin şahsından kaynaklanan, daha doğrusu hâkimin tembelliğinden kaynaklanan bir sebep varsa da artık hâkimle ilgili gerekli olan süreç başlayacak. Hem disiplin süreci başlayacak hem de hâkimlerimiz terfi ve atamada artık olumsuz bir not aldığı için istediği yere atanamayacak ya da istediği göreve atanamayacak. Bunlar bizim için önemli. Biz hedef süreye yeni dönemde riayet ediyoruz. En baştan itibaren atama sistemini bu şekilde dizayn ettik, değiştirdik. Artık yargının etkinliğine ve verimliliğine göre hâkimlerimiz atama, terfi ya da unvanlı göreve atanacak.”YATIRIMCININ TÜRKİYE’YE GELDİĞİ ZAMAN HUKUKLA İLGİLİ KAFASINDA BİR SORUN KALMAMASI İÇİN NE GEREKİYORSA YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ” Yunus Paksoy: Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunmamız sebebiyle bu yatırımcı güveni ve hukukun üstünlüğü meselesi. Siz yine New York’a geldiğiniz gibi bu konunun üzerinde durdunuz. Anladığım kadarıyla çok önem verdiğiniz de bir konu. Türkiye’nin dışarıdan görülmesi aynı zamanda yatırımcı durumunu da etkiliyor. Şimdi burada Türkiye’nin uluslararası rekabet gücüne, üretimine, ihracatına etkisi olacak bir meselede hukukun üstünlüğünü ve yatırımcı güvenini esas alan reformlar sanıyorum gündeminizde. Bunları bize bir açıklayabilir misiniz?Biz elbette yatırımcının ülkemize geldiği zaman hukukla bir sorun yaşamamasını, hukuki anlamda bir güvenlik duymasını, hukuki öngörülebilirliğini çok önem veriyoruz. Yani kazanımlarının, yatırımcının daha önce kazandığı kazanımların hukuk alanında da korunmasını istiyoruz. Bu konuda özellikle iş adamlarımızla da sürekli toplantılar yaptık. Geçen hafta DEİK toplantısı yaptık. Gittiğimiz yerlerde iş adamlarımızla, sivil toplum kuruluşlarıyla, kanaat önderleriyle toplantılar yapıyoruz. Biz kesinlikle yatırımcılarımızın, özellikle ticari davalarda açtıkları davaların süresi içerisinde bitirilmesini istiyoruz. Yani iş adamlarımızın, yatırımcılarımızın, girişimcilerimizin vakitlerini adliye koridorlarında, adliye salonlarında değil, kendi işlerinin başında geçirmelerini istiyoruz. Bu konuda birçok düzenleme yaptık. Biliyorsunuz, 12. Yargı Paketimiz Meclis’te kabul edildi, geçti. Yargının hızlandırılması için düzenlemelerdi. 13. Yargı Paketi inşallah ekim ayında Meclis’e gelecek. Orada da bir kısım düzenlemeler olacak. Bir kısım da yasal düzenleme yapmadan, doğrudan doğruya bizim Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun belirleyeceği kriterlerle yapmış olduğu düzenlemeler var. Mesela ticari davalar konusunda yoğun bir eleştiri vardı, uzuyor. Burada İstanbul genelinde konuşuyorum. Bütün ticaret mahkemelerini tek çatı altında topladık. Özellikle ticaret hâkimlerini alanda uzman, nitelikli hâkimler arasından seçtik. Ticaret başkanlarını, ticaret üyeliği yapmış en az 10 yıllık ticaret üyeliğinden başkanlığa seçtik. Bizim amacımız, yatırımcının rahat bir şekilde Türkiye’ye geldiği zaman aklında hukuk alanında, hukuk adına bir sorun kalmaması. Elbette hukuki güvenliğe önem veriyoruz. Yani ticari davaların uzamasını istemiyoruz. Özellikle yatırımcılarımızın işçi-işveren davaları konusunda bir veryansını var. Bu konuda da üzerimizden ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Biz özellikle yatırımcının Türkiye’ye geldiği zaman hukukla ilgili kafasında bir sorun kalmaması gerektiği konusunda ne gerekiyorsa, reformsa reform, kanunsa kanun, bunların hepsini yapmaya çalışıyoruz.”BAŞLARINA DEMİR BALYOZ İNECEK”Yunus Paksoy: Geldiğinizden bu yana üzerinde oldukça durduğunuz mesele de sokak çeteleriyle mücadele, organize suçla mücadele. Bu konuda üzerine gittiğinizi, operasyonlar yaptığınızı da biliyoruz. Hukuk dışına çıkan, suç işleyen, milletin huzuruna kasteden bu çetelere, sokak çetelerine, organize suç örgütlerine nasıl operasyonlar gerçekleştirilecek? Hatta sizinle özdeşleşen de bir ifadeniz var. “Ucu nereye giderse gitsin hiç önemli değil. Kim olduğu, arkasında kim durduğu hiç önemli değil.” Şimdi bunlarla ilgili soruşturmalar bağlamında bize bilgi verir misiniz?Ben göreve gelir gelmez, yani 175 ağır ceza merkezimizdeki Cumhuriyet Başsavcılıklarında bir genelge gönderdik. Uyuşturucu, sokak çeteleri, yasa dışı bahis, sanal kumar ve bu şekilde milletimizi tehdit eden yapılarla mücadele konusunda başsavcılarımızın kararlı olmasını, hassasiyet göstermesini, gerekli inisiyatifi alması konusunda, başsavcılarımıza mücadele konusunda taviz vermemiz konusunda bir genelge gönderdik. Genelge dışında bizim CTE Genel Müdürlüğümüz de sürekli olarak Başsavcı Cumhuriyetlerini arıyor. Bu konuda koordine halindeyiz. Biz kesinlikle vatandaşlarımızın huzurunu bozan, kamu düzenini bozan, kamu güvenliğini bozan yapılarla sonuna kadar mücadele ediyoruz. Burada elbette İçişleri Bakanlığımızla koordine halindeyiz, kolluk kuvvetlerimizle koordine halindeyiz. Yani bir yerde kamu düzeni bozulmuşsa hukuk uygulanamaz, yatırımcı gelemez, istikrar sağlanamaz. Biz bunu biliyoruz. Yani burada sokak çeteleri, ismi ne olursa olsun, sonuna kadar mücadele ediyoruz. Yani bir de bunlar sonuçta biz devlet adına adaleti temsil ediyoruz. Yani bunların üzerine sonuna kadar gidiyoruz, kararlıyız.Yani devlet de bunların her zaman demir yumruğunu başlarına geçirecek. Biz burada yargı erki olarak üzerimize düşen nedir? Başsavcılarımızın operasyon yapmak ya da bu yapılarla ilgili soruşturmalar yapmak konusunda hassasiyet gösteriyoruz. Güzel neticeler de aldık. Birçok sokak çetesi, hepsi temizlendi. Yani vatandaşlarımız huzurlu bir şekilde aileleriyle birlikte rahatça gece vakti de dolaşabiliyor. İş insanlarımız rahat bir şekilde iş yerlerini açabiliyor. Ama daha önceden biliyorsunuz, maalesef sokak çeteleri meydanı boş sanıp herkesi tehdit ediyorlardı. Şu an elimizde veriler var. Özellikle suç oranları oldukça azaldı. Başsavcılarımıza da söylüyoruz sürekli olarak. Bunlara operasyon yapın, kararlı olduğunuzu gösterin. Sağ olsun, şu an bu konuda İçişleri Bakanlığımızla uyum halinde bir süreç var.”SOKAK ÇETELERİ EYLEM YAPAMAZ OLDU”Yaptığımız operasyonlardan sonra birden büyük şehirlerde suç işleme oranlarının düştüğünü, bu sokak çeteleri dediğimiz yapıların özellikle vatandaşlarımıza tehdit konusunda şikâyetlerinin azaldığını tespit ettik. Şu an eylem yapamaz hale geldiler ama elbette mücadele ediyoruz. Biliyorsunuz 12. Yargı Paketinde de, 11. Yargı Paketinde de özellikle sokak çeteleri çocuklarımızı kullanıyordu maalesef. 18 yaşından küçükleri kullanıyordu. Bunlarla ilgili bir müeyyide artırımı yaptık. Hem suç işlemeyi azmettiren, teşvik eden sokak çeteleri üyeleriyle ilgili bir artırım yaptık hem de bu suçta kullanılan çocuk dediğimiz, işte 15-18 yaş, 12-15 yaş arasındaki kişilerle ilgili cezai müeyyideleri artırdık. Bu da caydırıcı oldu, etkili oldu.”FONLARDAKİ ORANTISIZ BÜYÜMEYİ GÖRDÜK”Yunus Paksoy: Son zamanlarda, özellikle şu son günlerde Türkiye’de ciddi manada konuşulan meseleler bu fon olayları efendim. Şimdi birçok vatandaş mağdur olduğunu söylüyor, birçok vatandaş mağduriyetinden ötürü sitem ediyor. Sizin bu konuda çalışmalarınız ne seviyede? Bu noktada nasıl adımlar daha görebiliriz, daha bekleyebiliriz sizden? Şimdi biliyorsunuz, yani 8,5 milyon vatandaşımız borsada. Borsada tabii hisseler var.  Yani daha doğrusu 2020 yılında fonlar çıktı ama son iki yılda yoğun olarak kullanılmaya başladı. Şimdi biz, yani ben İstanbul Başsavcılığı yaptığım dönemde de oldu, gördük. Şimdi biz şunu gördük. Son zamanlarda bu fon denilen sistemlerin içine bazı hisseler atılıyor. Bu hisselerde olağanüstü hareketlilik olduğunu gördük. Yani bir hisse, bakıyorsunuz, yani normalde hissenin, yani o şirketin bir değeri yok, bir fabrikası yok, bir alanı yok ama değeri baktığınız zaman işte Türk Hava Yolları’ndan daha pahalı, ASELSAN’dan daha pahalı. Burada oransız bir büyüme olduğunu gördük. Bunlarla ilgili tabii süreç başlatılması konusunda SPK’ya ihbarda bulunduk, suç duyurusunda bulunduk ya da SPK bize bu hisselerle ilgili soruşturma izni verdi. Buna önem veriyoruz.”40 MİLYONLUK TRANSFERİ DURDURDUK”Biz kesinlikle borsada, yani dişinden tırnağından vatandaşımızın iyi niyetli olarak yatırmış olduğu paraların heba edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu süreçte fonlarla ilgili bir soruşturma süreci başladı. Tasfiye edildi. Önce SPK tarafından fonlar tasfiye edildi. Daha sonra da bize soruşturma izni verildi. Şu an gözaltılar var. 63 işlem yapıldı. Bunların bir kısmı tutuklu. Bir kısmının gözaltı süreci devam ediyor. Hakkında adli kontrol uygulananlar var. Aynı şekilde firarda olanlar var. Aynı şekilde işte bu fon sahipleri ya da yönetim kurulu üyelerinin bütün mal varlıklarına el koyduk. İşlem yapmamaları konusunda tedbir kararları uyguladık. Biliyorsunuz, anlık olarak para kaçırma olayları oluyor, tapu devirleri oluyor. Bu konuda tapu müdürlüklerine, noterlere, bankalara müzekkere yazdık. Yani dün ya da ondan önceki gün biliyorsunuz, yaklaşık 40 milyon dolar civarında bir para anlık olarak transfer edilmek istenirken hemen bizim tedbir kararımızla birlikte, bloke kararımızla birlikte banka izin vermedi.Bunlar önemli. Biz kesinlikle burada mağduriyet yaşayan vatandaşlarımızın haklarını sonuna kadar koruyacağız. Bu sistem olarak buna izin vermeyeceğiz. Bu konuda da özellikle büyükşehirlerde ve diğer illerimizde alanında uzman savcılardan sermaye piyasası suçlarıyla mücadele konusunda özel bürolar kurduk. Bu kurduğumuz bürolar sadece bu suçlara bakabiliyor. Yani sermaye piyasası kanununda düzenlenen suçlara bakabiliyor.Yunus Paksoy: Atamalarda yeni bir sisteme geçileceğini açıklamıştınız. Hizmet puanı ve puan sıralaması temel ölçüde olacak dediniz. Bu noktada detaylarını açıklar mısınız? Bu konuda biraz detay alabilir miyiz?Şimdi bizde, yani bütün mesleklerde var. Doğu batı var. Doğu görevini yapınca batıya atanıyorsun vs. Daha önce bir bölge sistemi vardı. İstanbul batı sayılıyordu. İstanbul’da görev yapan tekrar doğuya gidiyordu vs. Burada adil bir sistem değildi. Beş tane bölgemiz vardı. Biz özellikle çalışan hâkimle çalışmayan hâkim arasında bir ayrım yapılması gerektiğini düşündük. Yargının etkinliği ve verimliliği bürolarını kurmuştuk HSK’da. Özellikle hedef süreye riayet edilmesi çok önemli. Burada hâkimlerimiz dosyalarının hedef süresini bitirip bitirmemesine, bu dosyalarda isabetli karar verip vermemesine göre puanlar alacaklar. Buradaki puanlarına göre de işte atama süreçlerinde ya da unvanlı görevlere gelme sürecinde bunlar değerlendirilecek. Bunlar tamamen yargının etkinliği ve verimliliği konusunda atılmış adımlardır. Meslektaşlarımız da bu konuda oldukça memnun. Çünkü yani bazen şöyle bir şeyler olabiliyordu. Doğu görevini yapmış. Batı’ya atanmak istiyor. Tercih yapıyor. Atanamıyor. Yani ilk tercihini atamıyor. Ama şu an öyle değil. Şu an puanını bilecek. Daha sonra gitmek istediği yerin puanı belli olacak. O tercih yapıldığı zaman oraya o ataması yapılacak. Bunlar önemli şeyler. Yani şeffaflık aynı zamanda. HSK’nın da ilkeleri de koyması çok önemli. Bir de meslektaşların, özellikle çalışanla çalışmayanın ayrılması. Meslektaşların da meslek güvenliğinin sağlanması açısından bence önemli bir sisteme geçtik.Yunus Paksoy: Şu an New York’tayız. ABD Başkanı burada, bütün ekip burada ve ben ABD’de uzun süredir yaşayan biri olarak bizim başımızı en çok ağrıtan ikili meselelerden biri, iki yargının birbiriyle işbirliği noktasında mesela özellikle Fethullahçı terör örgütü üyelerinin burada bulunması, iadelerinin istenmesi, hatta elebaşının istenmesi. Bunlar ciddi sorunlara sebep olmuştu. Şimdi suçluların iadesi hususunda ABD makamlarına ve işbirliği yürütülen diğer ülkelere vereceğiniz mesaj ne olur? Burada siz yeterli seviyede bir işbirliği görüyor musunuz? Ve bu noktada burada bulunurken bu girişimlerinizde nasıl bir karşılık aldınız? Bunları bir özetleyebilir misiniz?Şimdi elbette FETÖ’den kaçanlar var. Burada özellikle FETÖ silahlı terör örgütünden dolayı buraya kaçanlar, soruşturma aşamasına ya da yargılama aşamasına kaçanlar var. Bir de suç örgütleri anlamında kaçanlar var. Bunların iadesi sürecini takip ediyoruz. Bizim burada adli müşavirlerimiz var. Büyükelçilerimiz de sağ olsunlar, onlar da takip ediyor. Kırmızı bülten çıkartıyoruz bu suçluların iadesi konusunda. Evrak eksikliği varsa evrak eksikliğini tamamlıyoruz. FETÖ konusunda hassasiyet gösteriyoruz. ABD’den özellikle ABD adli makamlarıyla sürekli görüşüyoruz. Burada adli müşavirimiz var. Onlar da takip ediyor. Avrupa Birliği Genel Müdürlüğümüz var. Onlar da bu süreçleri takip ediyor. Sürekli dosyaları güncelliyoruz. Eksik bir belge varsa güncelliyoruz. Yeni delil varsa, işte mesela FETÖ konusunda iadesini istediğimiz kişi konusunda yeni bir delil ortaya çıkıyor. Yeni bir itirafçı beyanı ortaya çıkıyor ya da yeni bir maddi delil ortaya çıkıyor. Bu delili de ekleyip tekrardan talebimizi yönlüyoruz. Bu konuda ABD makamlarıyla biz özellikle işbirliği anlamında olumlu çalışacağımızı düşünüyoruz. Ben buradan da ABD makamlarına işbirliği konusunda destekte bulunmalarını istiyorum. Çünkü bizden iade istedikleri şahısları da biz elimizden geldiğince iade etmeye çalışıyoruz.Yunus Paksoy: Şimdi sosyal medya ve siber suçlardan bahsettiğiniz. Aslında hem Türk halkının buradaki geleceği ile ilgili hem de çocukların geleceği ile ilgili çok önemli bir mesele. Artık küresel bir sorun olarak uluslararası hukukun da konusunu oluşturuyor bu mesele. Sosyal medyada gençlerin sıklıkla karşılaştığı hakaret, dolandırıcılık, siber suçlar ve kişisel verilerin ihlali. Şimdi bu meselelerde nasıl bir mücadele yürütülmeli? Sizin bu konuda planınız, fikirleriniz nedir? Ve sosyal medyanın denetlenmesi, siz bu konuda nasıl bir çalışma içindesiniz efendim?İnşallah ekim ayında biz hazırlığını yaptık. Meclisimiz açıldığı zaman sosyal medya yasası olarak bilinen bir düzenleme getireceğiz. Bunu tabii kamuoyuna da açıkladık. Buna çok önem veriyoruz. Şimdi sosyal medyanın elbette bir kuralları olması lazım. Yani sosyal medya özgürlük alanı değil. Oradan bir sahte hesap açıp, bir fake hesap açıp ya da bir anonim hesap açıp işte birbirlerine kimse itibar suikastında bulunamaz. Ya da yalan algı yapamaz. Bunları çok önem veriyoruz ama burada hassasiyeti anlatmamız gerekiyor.Burada katalog suçları belirledik. Yani eğer bu suçlar varsa, bu suçlarla ilgili savcılık ya da işte mahkeme, Siber Başkanlığımıza müzekkere yazdığı zaman bu hesabın sahibiyle ilgili bilgi gelecek. Yani bu kişi suç işlemediği müddetçe sosyal medyada sıkıntı yok, sorun yok. İşte sosyal medyada, biz biliyorsunuz kimlik doğrulama yöntemi, anahtar modelini, yani bununla ilgili bir düzenleme yapacağız. Vatandaşlarımız diyor ki, yani ben sosyal medyaya girerken tamam, kimlik bilgileri vereyim ama genelde bu platform sunucuları yurt dışı ağırlıklı olarak işte benim bilgilerim yurt dışına mı gidecek? Hayır, öyle bir şey yok. Bunlar tamamen Siber Başkanlığımızda bulunacak ve suç işlemediği müddetçe bu bilgiler gündeme gelmeyecek. Yani eğer bir suç işlemişse de o saydığımız katalog suçlar varsa da bunlarla ilgili, yani savcılık ya da mahkeme yazı yazdığı zaman bu hesabı kimin kullandığı ortaya çıkacak. Ya burada yine Nickname de kullanabilir, bir fake hesap da kullanabilir. Önemli olan burada bir suç varsa buna müdahale etmek.Yani biliyorsunuz, şu an artık son zamanlarda yeni nesil suç örgütleri sosyal medyayı kullanıyor. Buradaki gruplardan işte örgütlerine mensup alıyor. Daha sonra buradan işte talimat veriyor. Buradan direktif veriyor. Bu önemli. Biz çok önem verdiğimiz bir konu. Bununla ilgili biliyorsunuz Aile Bakanlığımız daha önce 15 yaşından küçüklere ilişkin bir paket geçti. Meclisten yasa çıktı. Biz de inşallah ekim ayında 15 yaşından büyüklere ilişkin bu paketi geçirmek istiyoruz.Yunus Paksoy: Son bir sorum daha var efendim. Şimdi ABD’deyiz. Yapay zekâ burada son zamanlarda özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın da gündemine geldiği ciddi bir Amerika-Çin yarışı görüyoruz yapay zekâda. Bu şirketlerin ciddi manada güçlenerek finansal olarak birçok güce sahip olduğunu görüyoruz. Şimdi siz de bahsetmiştiniz aslında yapay zekânın kullanımından. Bunun etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Hukuk ile özellikle hukuk eğitimi ve yapay zekâ ilişkisi nasıl olmalı? Bakış nasıl olmalı yeni nesilde? Öte yandan kontrolün kaybedileceği korkusu var. Bunu Başkan Trump da konuşuyor. Sizin Adalet Bakanı olarak bu konudaki vizyonunuz nedir efendim?Yapay zekâyı biz zaten hukuk alanında kullanıyoruz. Adalet Bakanlığı olarak UYAP Yargı Projemiz var. UYAP Yargı Projemizde yapay zekâyla şu an bir birim de kurduk, yapay zekâyı kullanan. Tabii bizde elbette yapay zekânın kullanıldığı alanlar var, kullanılmadığı alanlar var. Şöyle, hâkim sonuçta bir insan. Vicdani kanaatine göre şahsı görecek, suçlu olup olmadığını gözlerine bakacak, dosyadaki delillere bakacak. Vicdani kanaatine göre karar verecek. Maddi deliller ve vicdani kanaat. Ama elbette yapay zekânın kullanıldığı kısımlar var. Bunlar gündelik hayatta hem hâkimimizin hem avukatımızın hem vatandaşımızın hukuka erişimi konusunda kolaylaştırıyor. Mesela bu yapay zekâ konusunda şu an hâkimlerimize bir ekran açtık. Mevcut önüne gelen davayla ilgili dört tane kelime girdiği zaman bununla ilgili kararlar çıkabiliyor. İşte Yargıtay’da ve ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararlar. Bunlar hepsi yapay zekâda ya da vatandaşlarımızın kullanabileceği açıklıkta alanlar var. Vatandaşlarımız arama motorunda birkaç kelime yazdığı zaman açacağı dava dilekçesi otomatik olarak önlerine gelebiliyor. Avukatlarımızın da aynı şekilde UYAP’ta kendilerinde tanımlanan bir alandan yapay zekâyı kullanabildikleri kısımlar var. Bunlar var. Bir de aynı zamanda biz yapay zekâyı özellikle yargının iş yoğunluğunun nerelerde olduğu, işte mahkemelerin hangi aşamada olduğu bakımından da kullanabiliyoruz. Mesela İstanbul’da şu an biz hangi iş mahkemesindeki dosyanın yoğun olduğunu görebiliyoruz. Hangi ticaret mahkemesindeki hâkimin önündeki dosyanın beklediğini, süresi içerisinde karar vermediğini görebiliyoruz. Bu da bizim özellikle anlık olarak müdahale etmek bakımından çok önemli. Yapay zekâ artık bir geleceğin gerçeği. Mutlaka alanımıza girdi. Hukukta da uygulanıyor, uygulanacak. Ama bizde elbette şu var. Hâkim vicdani kanaatine göre karar vermek zorunda. Yapay zekâ hukuktan tamamen kullanılamıyor ama bizim Adalet Bakanlığı olarak şu an özellikle UYAP alanında yapay zekâyı kullanıyoruz ve kurmuş olduğumuz bir birim de var yapay zekâ alanında. 

ad826x90

ad826x90

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Son dakika… Mansur Yavaş’ın ardından 7 belediye başkanı daha istifa etti

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.