49,5698$%0,07
55,7064€%0,23
66,3314£%0,57
6.583,68%-0,19
4.127,80%-0,32
%
19:44
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik MKYK toplantısının ardından AK Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Çelik, “Fon meselesinde Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradeyle birlikte çalışmalar hızlı bir şekilde yürüyor. Fon şeytanları dediğimiz, bu yolsuzlukları yapanların üzerine gidilmesi konusunda yüksek bir iradeyle kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor” dedi.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin HABER MERKEZİ- İşte AK Parti Sözcüsü Çelik’in açıklamalarından öne çıkan satır başları: Bugün daha önceden de yol arkadaşlığı yaptığımız milletvekilimiz Cemalettin Kani Torun Bey partimize tekrar geldiler, katıldılar. Kendisine evinize hoş geldiniz diyoruz. Cemalettin Kani Torun Bey’in Afrika’da biliyorsunuz çok önemli çalışmaları oldu. Çok değerli bir arkadaşımız. Oradaki çalışmalara çok güçlü emek verdi. Bundan sonrasında da inşallah partimizde, kendi evinde bu çalışmalarını sürdürmeye devam edecek.Tabii partimize hem belediye başkanlarından hem milletvekillerinden çok sayıda katılım talebi var. Bunu partimizin yetkili kurulları titizlikle inceliyor. Önümüzdeki dönemde hem milletvekili seviyesinde hem belediye başkanı hem de belediye meclis üyesi seviyesinde pek çok katılımı hep beraber göreceğiz. Bugün de Bodrum’dan bir meclis üyesi arkadaşımız aramıza katıldı. Bütün bunlar, partimizin, Türkiye’nin geleceği için AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın güvenilir adres olduğunu, hem Türkiye’nin yeni dünyanın ortaya çıkardığı sorunları çözmede hem de geleceğe yürümedeki iradesini AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın temsil ettiğini gösteren yaklaşımlar.”FON ŞEYTANLARININ ÜZERİNE GİDİYORUZ”Değerli arkadaşlarım, fon meselesinde Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradeyle birlikte çalışmalar hızlı bir şekilde yürüyor. Bütün bu bizim fon dolandırıcıları, fon şeytanları dediğimiz, bu yolsuzlukları yapanların üzerine gidilmesi konusunda yüksek bir iradeyle kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor. Tabii ki bu fon şeytanları, fon dolandırıcıları dediğimiz kişilerle meşru yatırımcıyı, buraları meşru bir yatırım aracı olarak kullanan vatandaşlarımızı hassasiyetle birbirinden ayırıyoruz. Türkiye’nin bu konular tartışılırken sermaye piyasalarına zarar verecek, Türk ekonomisine zarar verecek birtakım yaklaşımların, değerlendirmelerin doğru olmadığını ifade ediyoruz. Ama bunun yanı sıra tabii bu fon şeytanlarının, bu fon dolandırıcılarının üzerine gidilmesi konusundaki kararlılığımızı bu mekanizmalarla ifade etmeye devam ediyoruz.Daha önce de ifade etmiştim. Herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla kimseyi mahkûm etmeyiz, ettirmeyiz. Ama herhangi bir siyasi himayeyle de herhangi bir iddianın örtbas edilmesine müsaade etmeyiz. Burada temel mesele bütün gerçeğin açığa çıkması. Bu gerçeğin açığa çıkmasıyla birlikte de gereken sonuçlara ulaşılmasıdır. O yüzden devletin bütün kurumları Cumhurbaşkanımızın talimatıyla görevinin başında. Bu meselenin tam olarak açığa çıkması, bu fon şeytanlarının, fon dolandırıcılarının hem çaldıkları paraların geri alınması hem de cezalandırılması konusunda adliyeden maliyeye, bütün denetim kurullarına kadar herkes görevinin başında. Meşru yatırımcının korunması, mağdur edilenin korunması için de gereken hassasiyet gösteriliyor. Burada kimse kimsenin avukatı ya da savcısı değil. Kimse, herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla kendini savcı yerine koyup mahkûm etmesi gibi bir yaklaşım içinde olmamalı. Kimse de herhangi bir iddia varsa birilerinin avukatı olup herhangi bir siyasi himaye içerisine girmemeli şeklindeki ilkemizi ayakta tutuyoruz. Ve bu konuyla sonuna kadar mücadele edecek iradenin Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla tam olarak inşa edildiğini, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki koordinasyon kurulunun da bu görevi yerine getirmek üzere üst üste toplantılar yaptığını ifade ediyoruz.”ÖDEMELERİN HUKUKİ GÜVENCEYE KAVUŞTURULMASI ÖNEMLİ” Tabii, Sermaye Piyasası Kurulunca tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarında tasfiye sürecinin adil, şeffaf ve etkin şekilde yürütülmesi konusunda hassasiyetimiz var. Ödemelerin hukuki güvenceye kavuşturulması önemli. Bu çerçevede teklif edilen kanun, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Muhtemelen bu hafta görüşülecek. Tabii, bu koordinasyon kurulu tarafından Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen mevcut kanun, bu bahsettiğim yaklaşımları garanti altına alırken bunun yanında daha önce de ifade etmiştik. Bir daha böyle şeylerin tekerrür etmemesi için yapısal tedbirlerin alınması, sistemsel bir vites yükseltilmesi son derece önemli. Bu çerçevede, mevcut kanun teklifinin yanı sıra sermaye piyasalarındaki yapısal sorunların giderilmesini sağlamaya dönük, aynı zamanda düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların güçlendirilmesine, yaptırım ve cezaların caydırıcılığının artırılmasına yönelik, sermaye piyasasında ve Sermaye Piyasası Kanunu’nda kalıcı ve kapsamlı değişiklikleri öngören bir taslak çalışması üzerinde de çalışmalar devam ediyor.Şimdi, tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonları hakkındaki kanun taslağı çalışmaları çerçevesinde, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifiyle, tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından bu düzenlemenin yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmış olanların adil, şeffaf ve etkin bir şekilde tasfiyesi amaçlanıyor. Ayrıca bu fonların mal varlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılması hedefleniyor. Fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsili hedefleniyor. Geri kazanılan değerlerin fon payı sahiplerine ödenmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenecek. Yüce Meclis bunu tartışacak. Yüce Meclis’in tartışmasıyla birlikte bu hedeflere ulaşacak şekilde düzenlemenin hayata geçmesi esas olacak.” FON ŞEYTANLARI İLE MEŞRU YATIRIMCIYI BİRBİRİNDEN AYIRT EDİYORUZ” Siyasi çerçevesini oluşturan, siyasi iradesini ortaya koyan şey, bütün bu adımları etkili bir şekilde atarken, dediğim gibi, fon şeytanları ve fon dolandırıcıları dediğimiz bu sahtekâr ve tamahkârlarla meşru yatırımcıyı birbirinden ayırt etmek, buradaki sorunla ekonominin bütünü arasındaki ayrımı gözeten yaklaşımlara önem vermektir. Herhangi bir şekilde bunların siyasi linç kampanyasıyla insanların hedef gösterilmesi de doğru değil. Herhangi bir siyasi himayeyle herhangi bir iddianın üzerine gidilmemesi gibi bir yaklaşım da söz konusu olamaz. Hem siyasi linçe karşı olduğumuzu hem de siyasi himayeye karşı olduğumuzu net bir şekilde söylüyoruz. Bunun da yolu, adliyenin ve maliyenin çalışmaları çerçevesinde bütün gerçeğin açığa çıkmasıdır. Bu gerçeğin açığa çıkması üzerinden argümanların geliştirilmesidir. Yoksa siyasi polemik konusu yapmak üzere çeşitli şeyler çarpıtıldığı zaman mesele yanlış yerlere gidebiliyor. Bu sefer gerçekten üzerine gidilmesi gereken meselelerle ilgili enerjiler başka yerlere kaydırılmış oluyor. Ama burada bizim kararlılığımız nettir ve açıktır. Bu fon şeytanlığının, bu fon dolandırıcılığının üzerine sonuna kadar gideceğiz. Kime yakın, kime uzak, kim nerede duruyor, hangi makam sahibi? Bunların hiçbirinin önemi yok. Dediğim gibi, ne siyasi inançla herhangi bir kimseyi mahkûm ettiririz ne de siyasi himayeyle herhangi bir iddiayı örtbas ettiririz. Gerçek sonuna kadar açığa çıkacak ve yanlış yapanlardan bunun hesabı en güçlü şekilde sorulacak.”TÜRKMEN KARDEŞLERİMİZ TARİHÎ BİR AŞAMAYA GEÇTİ” Değerli arkadaşlarım, bir diğer konu. Biliyorsunuz, Irak’ın bütünlüğü konusunda Cumhurbaşkanımızın yıllardır verdiği bir mücadele var. Irak’ta çeşitli başbakanlarla çalıştığı başbakanlığı döneminden itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın, oradaki bütün unsurların, Türk, Kürt, Türkmen, Arap ve bütün mezhep unsurlarının bir arada yaşaması, bütünsel bir Irak profilinin ortaya çıkması için neredeyse çok uzun zamana yayılan bir gayreti, çabası ve emeği var. Buradaki önemli başlıklardan bir tanesi, Irak’taki Türkmen kardeşlerimizin kendilerine hak ettikleri yeri bulabilmeleriydi. Tabii, Sayın Irak Başbakanı Ali Zeydi bu çerçevede son derece kapsayıcı çalışmalar ortaya koyuyor. Hem Terörsüz Bölge konusunda Sayın Başbakan’ın çok doğru yaklaşımları olduğunu görüyoruz hem de bütünsel, herkesi kapsayan hükümet modelinin ortaya çıkması konusunda son derece doğru yaklaşımlar var. Bu çerçevede, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa’nın Irak hükümetinde devlet bakanlığı görevine seçilmesini son derece olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bu, hem Irak’ın asli unsurları olan Kürtlerle ve Araplarla birlikte Türkmen kardeşlerimizin tarihî bir aşamaya geçtiğini gösteriyor hem de Türkiye açısından Irak’ın birliği, bütünlüğü, toprak bütünlüğü, egemenliği ve bundan sonraki geleceğe herkesi kapsayan hükümet modelleriyle ilerlemesi bakımından son derece önemlidir. Bunun son derece kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Seman Ağa’yı tebrik ediyoruz, başarılar diliyoruz. Irak Başbakanı’na ve hükümetine de buradan en içten selamlarımızı ve dileklerimizi iletiyoruz.TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Tabii, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın her zaman üzerinde hassasiyetle durduğu bir diğer konu da Terörsüz Türkiye süreci ve Terörsüz Bölge sürecindeki gelişmelerdir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın birlik ve bütünlük içerisinde yürüttüğü bu politikanın başarıya ulaşması için gereken hassasiyetin gösterilmesi konusunda her zaman makamlarımıza hatırlatmalarda ve uyarılarda bulunuyor. Geldiğimiz noktada, etrafımızdaki gelişmelere baktığımızda aslında Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge sürecinin ne kadar kıymetli ve zamanlamasının ne kadar doğru bir süreç olduğunu hep beraber görüyoruz.Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a saldırısından sonra bölgede ortaya çıkan tabloya, Gazze’deki soykırım devam ederken İsrail’in Batı Şeria’yı da Gazze’ye dönüştürmeye yönelik attığı adımlara, Lübnan’a ve Suriye topraklarına yaptığı saldırılara, yine Suriye içerisindeki Süveyda bölgesindeki ayrılıkçı grupların bütün bu faaliyetlerine baktığımızda aslında çok daha büyük bir siyasi projenin yürürlüğe konulmaya çalışıldığını görüyoruz. Dün Netanyahu’nun yayımladığı bir harita vesilesiyle de bir tartışma ortaya çıkmıştı. Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük adeta kol kola girmiş, bölgedeki Türkleri, Kürtleri ve Arapları birbirlerinden uzaklaştırmak, aralarında fitne çıkarmak için elinden gelen bütün enstrümanları ve çabayı devreye sokmuş durumda. Hem bu emperyalist bölücülüğe karşı hem de Siyonist işgalciliğe karşı en güçlü duruşu, bölge halkları olarak kardeş ülkelerle birlikte sergilemek durumundayız. Bu bakımdan Terörsüz Türkiye sürecinin aynı zamanda bir Terörsüz Bölge süreci olduğunu, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge’nin kol kola yürüyen, iç içe geçmiş, birbirinden ayrılmaz, kader birliği olan süreçler ve kavramlar olduğunu ifade etmiştik. Bu süreçler hem milletimizin huzurunu ve bekasını teminat altına alma bakımından hem de bölgedeki kardeş halkların üzerindeki Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük temelli siyasi projelerin bertaraf edilmesi bakımından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır.Cumhurbaşkanımızın en çok önemsediği şeyin bölge halklarının kardeşliği, onların rızası ve duası olduğunu, siyasi gayretini de bu çerçevede sürdürdüğünü bir kere daha ifade etmek isterim. Zaman zaman Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreçleriyle ilgili aksamalar olduğuna dair birtakım yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Tabii, bunlar inişli çıkışlı süreçlerdir. Doğrusal süreçler değildir. Bazen bir ayda elde edemediğiniz ilerlemeyi bir günde elde edersiniz. Bazen de tersi olur. O sebeple önemli olan, buradaki çalışmaların doğru yapılmasıdır. Biz tabii çok sayıda olumsuz cümle, söylem ve negatif yaklaşım görüyoruz. Tek tek bunlara cevap vermeye kalksak ana damarımızı kaybederiz. Ana damarımız, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine ulaşılmasıdır. O yüzden ana damarımızdan ayrılmamalıyız. Bu hedef konusundaki hassasiyetimizi en güçlü şekilde korumalıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın bize verdiği talimat da budur. İşte birtakım kavramsal çerçeveler birbirine çarpıştırılıyor. Birtakım kelimeler birbirine çarpıştırılıyor, birtakım öncelikler ve sonralıklar birbirine çarpıştırılıyor. Ama esas bellidir. Bu çerçevede, Sayın Bahçeli’nin yaptığı tarihî çağrıdan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge’nin bir devlet politikasına dönüşmesiyle birlikte Yüce Meclis de devreye girmiştir. Meclis’teki komisyonla birlikte rapor hazırlanmıştır. Daha sonra silah bırakmayı temin edecek, PKK terör örgütünün tasfiyesini tamamlayacak mekanizmanın ne olduğuna dair kanun, 467 gibi tarihî bir kararla çıkmıştır. Bundan sonrasında yapılması gereken, bu kanunun gereklerini yerine getirmektir. Kanunun gerekleri yerine gelip terör örgütünün tasfiyesi ve silah bırakması gerçekleştiğinde kanun zaten otomatik olarak devreye girecek ve süreç sağlıklı bir şekilde işleyecektir. Onun dışında, sürekli olarak mekanizma üzerindeki yorumlar, çeşitli tarih bildirimleri, çeşitli yol göstermeler ve olumsuz değerlendirmeler bu meselenin dışındadır.”DEVLETİN KURUMLARI, CUMHURBAŞKANIMIZIN TALİMATIYLA İŞİNİN BAŞINDADIR” Devletin kurumları, Cumhurbaşkanımızın talimatıyla işinin başındadır. Üzerlerine düşenleri biliyorlar. Yüce Meclis’in de onayladığı yasayla birlikte yol haritası iyice berraklaşmıştır. Yol haritasının siyasi ve sosyal tarafının yanı sıra kanuni zemini de oluşmuştur. Yıllardır bu konuda, siyasi irade olsa bile kanuni zemin oluşmadığı için ilerlenemediği söylenirdi. Bu kanuni zemin de oluşmuştur. Bundan sonrasında önemli olan, mekanizmanın hızlı bir şekilde çalışmasıdır. Bunun karşısında duran, yani Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge sürecini bütün bu berraklığın dışına çıkarmaya çalışan, burada flu bir alan oluşturmaya ve bu süreci baltalamaya çalışan hangi odak olursa olsun, Siyonist işgalciliğin ve emperyalist bölücülüğün yanında kendisini konumlandırmış olur. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Sünni’nin, Alevi’nin, Ezidi’nin, Nusayri’nin ve Şii’nin, herkesin faydasına olan bir süreçtir. Herkesin hakkı olan huzuru, refahı ve güvenliği getirecek bir süreçtir. O sebeple bunun karşısında duranların tüm bu kavramlarla kavgası olduğu ortaya çıkmış olur. Dikkatli bir dil kullanmak lazım. Birtakım yanlış projelerin parçası olacak yaklaşımlardan uzak durmak lazım. İşin olumlu tarafına, pozitif tarafına odaklanmak lazım. Şimdiye kadar olumlu anlamda pek çok adım atıldı. Pozitif anlamda pek çok gelişme yaşandı. Bunları daha da güçlendirecek adımlar atma konusunda irade Cumhur İttifakı’nda vardır. Ama dediğim gibi, 467 ile ortaya çıkan iradenin içerdiği, yasanın içerdiği yol haritasına uyulduğu müddetçe herhangi bir kaza ihtimali söz konusu olmayacaktır.Tabii ki biliyoruz, istihbari olarak biliyoruz, siyasi olarak biliyoruz. Süreci sabote etmek isteyen, Siyonist işgalciliğin ve emperyalist bölücülüğün sponsoru olan bazı ülkeler ve bazı odaklar olduğunu biliyoruz. Ama burada herkes basiret ve sağduyuyla bu sürecin doğru sonuca ulaşmasını sağlamaya çalışmalıdır. Tarih bunun üzerine bugün kuruluyor. Bütün bu fitne senaryolarına karşı, bütün bu emperyalist senaryolara karşı Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk, Türk ve Kürt olmadan Arap, Arap olmadan Türk ve Kürt doğru, huzurlu ve anlamlı bir geleceğe kavuşamaz. Bu bir kader birliğidir. Bu hem kaderdaşlıktır hem de geleceği beraber kurma iradesidir. Bu gözle bakmamız gerekir diye değerlendiriyoruz. Tabii İsrail’de seçimler vesilesiyle mevzi kaybeden soykırım şebekesi, burada hem Gazze’de ikinci aşamaya geçilmesini engellemeye çalışıyor. Hamas kabul ettiği hâlde Netanyahu hükümeti ikinci aşamaya geçilmesini kabul etmiyor, bunu engelliyor. En basitinden yeterli miktarda insani yardımın oraya ulaşmasını bile engelliyor ve hâlen de saldırılarla Gazze’de insan öldürmeye devam ediyor. Şimdi Batı Şeria’da yeni adımlar atmaya başladılar ve yeni birtakım, onların tabiriyle, yerleşim yerleri açıyoruz diyorlar. Biz yerleşim yerleri demiyoruz. Biz oralara hırsızlık bölgeleri diyoruz. İşgal bölgeleri diyoruz. Yani bu yerleşim yeri tabiri, daha önce de söyledim, çok yanlış bir tabir. Yerleşimci tabiri de yanlış bir tabir. Filistinlinin toprağına çöken kişinin adı yerleşimci değil, hırsızdır. Filistinlinin toprağında kendisine yer yapmaya çalışan grup, güruh, her kimse onlar da yerleşimci değil, bir hırsızlık şebekesidir. Onun için bu yerleşimci ve yerleşim yeri tabirinden uzak durmak lazım. Batı Şeria’daki Filistin toprağını Filistinlilerin elinden çalmaya çalışan, orayı Gazze’leştirmeye çalışan gelişmeler karşısında da bütün gücümüzle gereken mücadeleyi vermeye çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız çok güçlü bir diplomasi trafiği yürütmeye devam ediyor. Özellikle Mescid-i Aksa’nın statüsü konusunda, geçenlerde yine bir mabette, maalesef camide yapılan Talmudik birtakım ritüellerle gerçekleştirilen saygısızlıklar konusunda gereken tavrı uluslararası bütün platformlarda göstermeye devam ediyoruz. Tabii Netanyahu zemin kaybettikçe seçim kampanyasını Cumhurbaşkanımıza karşıtlık üzerine kurmaya çalışıyor. Bunun bizim için herhangi bir hükmü yok. İsrail’deki bu soykırım şebekesinin bütün açıklamaları, Cumhurbaşkanımız hakkındaki bütün açıklamaları hezeyan dolu açıklamalardır ve tamamen yalan siyaseti üzerine kuruludur. Ama bu yalan siyasetinin ve bu hezeyanların, bu soykırımı ve onların siyasi sıkışmışlıklarını örtbas edecek hiçbir tarafı yoktur. Cumhurbaşkanımız hakkında, Türkiye hakkında, partimiz ve Cumhur İttifakımız hakkında yapılan yayınların hepsini yok hükmünde sayıyoruz. Biz doğruyu söylemeye, İnsanlık İttifakı’nın gür sesi olarak hakikati ifade etmeye bundan sonrasında da devam edeceğiz.SEL FELAKETİİstanbul’daki sel felaketiyle ilgili olarak gerçekten çok üzgünüz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Çeşitli illerde de sel felaketleri oldu. İstanbul ve diğer illerdeki bu felaketlerden zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin. Buradan ailelerine başsağlığı dileklerimizi arz ediyoruz. Burada AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve devletin bütün ilgili kurumları çalışmalar yapıyorlar. Buradaki hasar tespitleriyle birlikte ilgili kurumların birtakım zararların tazmini konusundaki yaklaşımlarını da vatandaşlarımız somut olarak görecekler.”MEKKE İTTİFAKI NATO ALTERNATİFİ DEĞİL” Değerli arkadaşlarım, muhalefet tarafından çok istismar edilen bir konu, Mekke Ortak Savunma Anlaşması. Bilindiği gibi Meclis’e sevk edildi. Fakat şimdiye kadar bu konuda maalesef birçok provokasyon yapıldı ve yalan söylendi. Önce bunun NATO’ya alternatif bir anlaşma olup olmadığı sorgulandı. Hâlbuki burada net bir şekilde ifade ettik. Bunun NATO’ya alternatif olmadığını, tam tersine uluslararası güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir mekanizması olduğunu net bir şekilde ifade ettik. NATO üyesi pek çok ülkenin de güvenlik mimarisinin tamamlayıcısı olarak içinde bulunduğu başka anlaşmalar var. Mekke Anlaşması’nı da bu şekilde düşünmek lazım. Bu anlaşma kapsamındaki askerî destek, kuvvet konuşlandırması ve diğer unsurların Meclis’in onayı olmadan, anayasal süreçlere tabi olmadan hükümetimiz tarafından hayata geçirilmeye çalışıldığına dair bir yalan siyaseti de epey dolaşıma sokuldu. Hâlbuki böyle bir şey söz konusu değil. Yüce Meclis’in onayı ve anayasal süreçler dâhilinde bu anlaşma Türkiye tarafından işletilecektir. Tabii başka ülkelerin de bu anlaşmaya katılması, bu anlaşmanın prensipleri ve amaçları açısından son derece kıymetli olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız hem bölgemizde, bu anlaşmanın içerdiği Yakın Doğu, Orta Doğu bölgesi hem Kafkasya hem de Balkanlar için çeşitli zamanlarda çeşitli modelleri gündeme getirmiştir. Bu Mekke Ortak Savunma Anlaşması da Doğu Akdeniz’den Kızıldeniz ve Körfez’e kadar uzanan bölgede bizim barış, istikrar ve istikrarsızlaştırıcı faaliyetlere karşı bölgesel caydırıcılığı ortaya koyma yaklaşımımızın bir ürünüdür.Sayın Cumhurbaşkanımız çok uzun zamandır Doğu Akdeniz’den Kızıldeniz ve Körfez’e kadar olan bölgeyi içeren iş birliklerinin ekonomik ve güvenlik anlamında sıkılaştırılması ve güçlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Tabii bazı çevreler, henüz bilgi sahibi olmadan bunu hemen yine bir eksen kayması ve kontrolsüz, onaysız asker gönderme mekanizması olarak değerlendirdiler. Hâlbuki bunların hepsi asılsızdır. Her türlü yurt dışı görevi, Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin Meclisin iradesine, Anayasa’mızın 92. maddesine ve millî egemenlik ilkelerimize tam bir bağlılıkla gerçekleştirilmektedir. Bundan sonrasında da böyle olacaktır. Zaten Yüce Meclis bunu bu çerçevede tartışacak ve değerlendirecektir. Arkadaşlarımız da o tartışmalar sırasında hakikati ortaya koyacaklar.Yine biliyorsunuz, Suudi Arabistan’a yapılan saldırıları güçlü bir şekilde kınadık. Özellikle Mekke-i Mükerreme’ye yapılan saldırılar hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunun yanı sıra Riyad, Doğu Bölgesi, Necran, Abha ve Hamis Muşayt kentlerine füzeler ve İHA’larla saldırı yapılması da hem kardeş Suudi Arabistan’ın güvenliğine tehdit oluşturması bakımından reddettiğimiz, kınadığımız ve lanetlediğimiz faaliyetlerdir hem de bölgesel güvenliği tehdit etmektedir. Hâlen Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlık devam ederken bir de Babülmendep’in konuşulmaya başlanması artık bir felaket senaryosuna dönüşür. Bölgesel değil, artık küresel barışı da doğrudan etkileyecek bir sonuç doğurur. Dolayısıyla Körfez Bölgesi’ndeki tırmanmalar karşısında hem Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğinin sağlanması hem de kardeş ülkelere dönük bu saldırıların sona ermesi gerektiğini bir kere daha ifade ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da kardeş Suudi Arabistan’la dayanışmamız konusunda diplomasi trafiğini yürütmektedir. Bugün sizinle MKYK sonrasında paylaşacaklarım bunlar arkadaşlar. Yarın inşallah grup toplantımız var. Hep beraber Sayın Genel Başkanımızı, Cumhurbaşkanımızı dinleyeceğiz. Çok teşekkür ediyorum hepinize. Bütün vatandaşlarımıza hayırlı haftalar diliyorum. Sağ olun.”

19 yıl, 1 dakikada yok oldu: Sabah 5’te getirdim, akşam önümden akıp gidiyordu
1
Tüm Gözler Amerikan Senatasonun Vereceği Son Kararda
42495 kez okundu
2
ABD Kongresinden Filistin-İsrail meselesinde ‘iki devletli çözüme’ destek
1585 kez okundu
3
Necdet Saraç’tan terörsüz Türkiye sürecine destek!
1409 kez okundu
4
Hamas lideri Heniyye Türkiye’yi de kapsayan yurt dışı turuna çıkıyor
893 kez okundu
5
ABD Kongresinden Filistin-İsrail meselesinde ‘iki devletli çözüme’ destek tasarısı
881 kez okundu